Fehmi Koru: Rusya ve Putin’in gözünde Türkiye’nin yeri değişti; bu, ülkemiz için manevra alanını genişletme fırsatı olabilir

Fehmi Koru*

Aslında davet Moskova’dan Ankara’ya değil Ankara’dan Moskova’ya yapılmıştı ve doğrusunu söylemek gerekirse ziyaret sırası Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’da değil, Rusya Federasyonu başkanı Vladimir Putin’deydi. Ancak, Rusya’nın Karadeniz kıyısındaki tatil beldesi Soçi’ye Putin’i görmeye gitmek yine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a düştü.

Olsun, ziyaretin amacı bölgenin tahılını ihtiyacı olan ülkelere zamanında ve uygun fiyata ulaştıracak bir kolaylığın sağlanması olunca, protokole fazla bakılmaması doğal sayılabilir.

Sonuçta Türkiye’nin -buna Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da diyebiliriz- arabuluculuğuyla sağlanan ‘tahıl koridoru’nu yeniden canlandırma görevini bir kez daha ülkemizin üstlenmesi için her türlü fedakarlığa katlanılabilir.

Nitekim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sovyetler Birliği döneminden beri ve halen devlet başkanlarıyla önemli politikacıların mevsimlik malikaneleri bulunan Soçi’ye, biraz da Birleşmiş Milletler’in (BM) ‘tahıl koridoru’nun yeniden açılması işini gündemine almasıyla birlikte gittiği Soçi’de, muhatabına yeni teklifler götürdüğü anlaşılıyor.

Cevap pek iç açıcı olmasa da, Rusya’nın –Putin’in- konulara yaklaşımının güncel ipuçlarının alınması bakımından bu ziyaret önemliydi.

Rusya ve Putin Ukrayna savaşı başladığından beri çok değişti; önce bunun farkında olunması gerekiyor. Ayrıca, tahıl koridoru açılmasına geçit verdiği günden bu yana Rusya ve Putin de değişti.

Galiba pek çok gözlemci bunun pek farkına varamıyor.

Ukrayna savaşının uzadığı her gün, Rusya’nın ve Putin’in güç zemininden birazını daha götürüyor.

Başka ülkelerden farklı olarak, Rus halkı ve yönetim kademeleri, kendi yakın tarihlerinde yaşadıkları yüzünden, uzayan savaşın maliyetine fazlasıyla vakıf. Sovyetler Birliği iken Afganistan’a işgal harekâtı başlatana kadar Rusya dünyanın en geniş imparatorluğuydu.

On yıl süren savaşta Rus halkı yalnız hayatlarını kaybetmekle kalmadı, imparatorlukları da o harekat yüzünden battı.

Sovyetler Birliği şemsiyesi altında yer alan çok geniş coğrafyadan sayısız cumhuriyet o savaş sonrasında bağımsızlığını kazanarak çıktı. Sovyetler Birliği zamanındaki Rusya haritasıyla bugünkü Rusya haritası yan yana konulduğunda, aradaki muazzam fark görülecektir.

Toprak da kaybetti Rusya, değerli doğal kaynaklarının önemli bir bölümünü de kaybetti; gücü ve itibarı da o savaş sonrasında zayıfladı.

Putin devlet başkanı olarak ülkesini kaybedenler kulübü görüntüsünden uzaklaştırmaya çabalıyordu.

Gürcistan macerasından az zararla çıkabildi; Ukrayna’dan Kırım’ı ilhak ettiğinde bile bunun ülkenin ve Putin’in yanına kâr kalması mümkün görünüyordu.

Vaktiyle Sovyet şemsiyesi altında bulunmuş sonranın bağımsız cumhuriyetleri Moskova’ya bakarak hizaya girecekleri izlenimi verecek kadar gelişmelerden etkilenmekteydi.

Savaş ve özellikle de savaşın uzaması tabloyu bütünüyle değiştirdi.

Rusya hem dışarıya -özellikle de Orta Asya’daki bağımsız cumhuriyetlere- güçsüz görünüyor, hem de federasyonu oluşturan etnik özelliklere sahip bağımlı bölgelerde yaşayanları kışkırtacak bir zayıflık sergiliyor.

Ekonomisi de savaşın uzamasından kalıcı olumsuzluklarla baş etmek zorunda kalıyor.

Karadeniz kıyılarından Ukrayna buğdayının geçmesini sağlayan ‘tarım koridoru’ BM ve çeşitli ülkeler için ekonomik bir konu olabilir, ancak Rusya için stratejik bir enstrüman artık o.

Rusya’nın silah dışında kullanabileceği diplomatik bir silah…

Putin Soçi’ye kadar gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesi sonrasında boşuna “Ambargolar kalkmadan olmaz” açıklaması yapmadı.

‘Ambargolar’ Rusya’nın can damarını hedef alıyor.

O silahı sonuna kadar kullanmak zorunda Putin.

Batı da bunu biliyor ve ambargolar üzerinden yürütülmek istenen pazarlık pek çok başkentte tebessümle karşılanıyor. Son açıklamasıyla, Putin, Batılı muarızlarının zaten bir süredir sahip oldukları, kendilerinin elini kirletmeden süregiden savaşın başarıya ulaşmasına az kaldığı hissini pekiştirmiş oldu.

Umarım Cumhurbaşkanı Erdoğan Soçi’ye kadar gitmişken Rusya ile Türkiye arasındaki başka dikenli konuları da masaya taşımıştır.

Suriye gibi, Libya gibi konuları…

Liderinin ölümü sonrası Rusya’nın sınır-dışı savaşlarında kullandığı paralı askerlerden oluşan ordusu Wagner dağılma sürecine girdi ve bu durum özellikle Suriye ve Libya’da Rusya’yı istediği sonuçları almada zora düşürecektir.

Aranın bozulması istenmediği için şimdiye kadar ihtilaflı konulardan kaçınılması normaldi, ancak Moskova’nın gözünde Ankara bir süredir eskisinden farklı bir yerde.

Putin ile görüşmesinde bu yeni durumu test etme imkanı bulmuş olmalı Cumhurbaşkanı Erdoğan.

Türkiye de bundan böyle bu yeni duruma uygun bir politika izleyebilir.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden aynen alınmıştır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir